Gebelik Psikolojisi

gebelik-psikolojisi

Psikolojinin en popüler tanımı organizmanın davranışlarını inceleyen bilim olmasıdır. Psikoloji davranışla ilgilenir. Davranış da bireyin iç ve dış dünyası ile etkileşimidir. Gebelik kadın yaşamının oldukça önemli bir dönemidir. Öyle ki iki ayrı hücre (spermatozoa ve ovum) birleşmesiyle yeni bir yaşam başlar, bu yaşam fiziki olduğu kadar psikolojik olarak annenin içindedir. Bu olay baba da ve anne de en önemli yaşam güdüsüdür. Çünkü canlının en büyük korkusu ölüme karşı olan tek direnişidir belki de, yeryüzünde kendinin olan bir şeyler kalacaktır. Yani kendi şifresi olan DNA kalacaktır.

Annenin iç dünyasında bir değişim olmuştur bu oluşumla ilgili etkileşim gelişmiştir. Bu gelişim annede yeni bir davranış, gebelik psikolojisi ya da diğer deyişle gebelik davranışı ortaya çıkmıştır. Belki anne her zaman olduğundan daha çok güvenlik beklentisi içindedir. Bu bir alert olma yani genel tedirginliğe yatkınlıktır. İşte bu noktada gebelikte psişik huzurun önemi ortaya çıkar. Annenin sağlıklı bir gebeliği başarı ile sürdürmesi yaşantısının düzeni ile ilgilidir.Gebe kadın ne kadar duygusal ve düşünsel açıdan kendini güvende olarak algılarsa kendisi ve ve fetüs için bazı kompilakasyon ve tehlikelere karşı kendini ve bebeğini kollamış olur.

Gebenin gebeliği kendi isteği ile kabullenmesinin psişik açıdan huzurlu olmasının ön koşuludur. İstenmeyen gebeliklerde psikosomatik tepkilerde artış olur. Her ne kadar kusmalar uterusun büyümesinin mide tarafından yabancı ve atılması gereken bir çisim olarak algılanılıp atma tepkisi ise de bilinç altından gelen bebeği isteme-istememe çatışmasının yani yaklaşma-kaçınma çatışmasının abartılı olarak ortaya çıkışıdır. Bu kusma ve bulantıyı aşırılaştırır.

Gebelik döneminde doğal bir süreç olan iskelet sistemindeki postür değişiklikleri, bel ağrıları, varisler, kilo artışı gibi değişiklikler gebenin beden algısında (body image) bozulmaya, kendisinin çirkin olarak algılamasına, bu da bunalıma (depresyon) neden olur. Gebenin gerek dış dünya ile etkileşiminin gerekse kendi iç dünyası ile etkileşimi hem gelişmekte olan fetüs hem de kendi fizik ve psikolojik sağlıkları ile doğrudan bağlantılıdır. Her ne kadar profesyonel destek almak ne kadar önemliyse de koruyucu ve güven veren bir eş ve ortamda bulunmaları da o kadar önemlidir.

Gebelik süresinde temel bazı dış etmenler embriyo ya da (gelişmekte olan bebek) fetüs üzerinde olumsuz etkiler verir. Bunlardan bazıları şunlardır eğer anne çok düşük kalorili ve az proteinli beslenme durumundaysa embriyo ya da fetüsün beyin hücrelerinde azalma, düşük sayısında artma doğum sonrası bebek ölümlerinin görülmesine, annenin kızamık olması bebeğin sağır olmasına, kalp arızalarına neden olur. Annenin alkolik olması bebeğin ilerde alkolik olmasına yatkınlık getirdiği gibi birçok bedensel anomalilere neden olur. Az miktarda alkolün bile bebek gelişimini anlamlı bir biçimde etkilemektedir. Sigara ve aşırı çay tüketimi de bebeklerin tam ağırlıklarına kavuşmadan doğumlarına neden olduğu bilinmekte. Dış etmenlerin neden olduğu düşük ya da ölü doğum, türlü endişe ile birlikte aşırı gebelik arzusu, değişken psişik yaşam yeni bir düşük ya da kısırlık nedeni olabilir.

GEBE PSİKOLOJİSİ VE STRESİN FETÜS ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Embriyo ya da fetüs normal gelişimi için gerekli intrauterin (rahim içindeki gelişim) cevrenin değişken olmaması gereklidir. Burada hormonsal mekanizma büyük rol oynar. Psikolojik dengesizlikler bu mekanizma üzerinde sapmalara neden olur. Kendi yaratıkları stres içinde bulunan annelerde hümoral (salgısal bağışıklık) ve hormonsal yollarla fetüs gelişimini etkiler. Gebelikte her türlü psikolojik travma anne karnındaki bebeğin yaşamını etkiler.

Fetüsteki beyin (kortikal) hücreler gebeliğin 13-14 haftalarında oluşmaya başladığı ve doğuma yakın zamanda da gelişimini tamamladığı kabul edilmektedir. Ancak araştırmalara göre duygulanım (sensation) 12 haftaya kadar inmekte ve bir takım izlenimler bilinçsiz olarak kayıt edilmektedir. Buna göre gebenin huzursuzlukları bebeğini olumsuz olarak etkileyecektir. Böyle bir durumda problemin trankilizan ya da sedatiflerle çözülemeyeceği aşikardır. Düzenli ve mutlu bir yaşam gereklidir. Bilişsel davranışçı terapinin önemi de asla yadsınamaz. Gebelik döneminde doğum hekimine büyük görev düşmektedir. Hastasına gebeliğn mutlu bir olay olduğunu inandırmalı, şüphe ve sorulara gerçekten hastasının anlayabileceği bir dille açıklama getirmelidir. Doğum hekimi hastasının gebeliği süresince gereken tıbbi yardımın verileceğine inandırmalıdır.

Öte yandan fobiler, panik eğilimler gebelik döneminde ortaya çıkan takıntı bozuklukları, çevresel ve iç etmenlerin neden olduğu sorunlarda mutlaka psikolojik destek verilmelidir.

Benzer Sağlık Makaleleri

 

En Çok Okunanlar

 

"Gebelik Psikolojisi" Hakkındaki Düşüncelerinizi Paylaşır mısınız?

Yorum

, , , , , , , Gebelik Psikolojisi
BUNU GÖRDÜNÜZ MÜ?
gebelikte-alinmasi-gereken-besinler


Kalsiyum Kalsiyum bebeğinizin gebeliğin 8. haftasından itibaren oluşmaya başlayan kemik ve dişlerin gelişimi içi gerekli bir mineraldir. Kalsiyum organizmanın çalışmasında ...